ubuntu network device not managed hatasi

Virtual Box içinde çalışan ubuntu desktop 12.04 te durduk yere device not managed hatası aldım.

bu hatayı düzeltmeden önce static verdiğim ip nin başka bir bilgisayar tarafından aldığını gördüm ancak bir hata var belli. çünkü çakışma vb diye beni uyarmadı.  Anladığım kadarıyla hatayı bu Aynı IP alma durumu tetikledi.

 

daha sonra buradaki yöntemleri uyguladım ve sorunum çözüldü.

Türkçesi : 

Terminalden yapıyoruz :

sudo nano /etc/NetworkManager/NetworkManager.conf

managed=false yazan satırı managed=true diye editliyoruz.

Network yöneticisini yeniden başlatıyoruz.

sudo service network-manager restart

herhangi ihtimale karşı birazdan düzenleyeceğimiz dosyanın yedeğini alalım.

sudo cp /etc/network/interfaces /etc/network_interfaces_backup

Dosyayı açalım

sudo nano /etc/network/interfaces

buradaki ayarlarınız static ip için yapılanmış olabilir. Ancak ne var ne yok silip aşağıdaki otomatik kodu koymanız ilk etapta işinizi çözecektir. (ben silmedim, sadece IP’mi değiştirdim.)

auto lo
iface lo inet loopback

Dosyayı kaydettikten sonra network yöneticisini yeniden başlatalım.

sudo service network-manager restart

 

Ve işte düzelmiş olmalı!

Hala internete bağlanamıyorsanız, son olarak bir de /etc/resolv.conf içine nameserverlerinizi tekrar tanımlamanızda yarar var.

ubuntu 12.10 yayinlandi! (nasil upgrade ederim?)

Ubuntu 12.10 çıktı. Resmi internet sitesinden kolayca indirip deneyebilirsiniz. Yukarıdaki resim de, resmi internet sitesinden alınmıştır, Avoid the pain of Windows 8. 😀

12.04 (Precise Pangolin) kullananlar için 12.10’a (Quantal Quetzal) nasıl upgrade edileceğini kısaca anlatmak istiyorum.

İlk olarak Update Manager‘ı açıyoruz. Sol alt kısımda yer alan Settings…‘e tıklayarak, en altta yer alan Notify me of a new Ubuntu version seçeneğini For any new versiyon olarak düzenliyoruz. Oradan çıkış yaptıktan sonra, Update Manager penceresinin üst kısmında, 12.10’a upgrade etmeniz için bir tuş beliriyor.

İyi kullanımlar.

Neden Ubuntu?

Uzun süre windows kullandıktan sonra ubuntuya acil geçiş yapan birisi olarak hem ‘neden ubuntu?’ olduğunu hem de ubuntu geçmişim çok eski bir tarihe dayanıyor olmasa da geçiş sürecinden kendim üzerinden bir kaç örnek verebilirim.

Çoğumuz windows kullandığımız için virüs programlarının bilgisayarı ne kadar kastığını biliriz. Linux tabanlı işletim sistemlerinde böyle bi sorun yok. Çünkü sistem dosyaları üzerinde işlem yapmaya çalıştığımızda bize yönetici şifresi sormakta. Windowsta herhangi bi program kurduğumuzda, o program bütün dosyalara erişebilir, değiştirebilir ve silebilir. Bilgisayarı restart yaptığımızda ise hiç hoş olmayan şeylerle karşılaşabiliriz. Ubuntuda ise virüsler kafalarına göre dosyalara erişemezler, çünkü yetkileri yoktur.

Açılış kapanış sürelerine de özellikle değinmek istiyorum. Windows XP, Windows Vista kullanmış ve Windows 7 kullanmaya devam eden biri olarak, şimdiye kadar 30 saniyede açılan bir windowsum olmadı. Ki bence öyle bir windows yok. Üşenmedim ve saniye tuttum, tek sefer de değil bir kaç kere denedim bunu, Ubuntu en kötü ihtimalle 35 saniye içinde kullanıma hazır hale geldi. Windowsun hazır hale gelmesi ise en az 1:30 ya da 2 dakikayı buluyor.

Windowsunuz eğer onarılamaz hale gelirse, format atmaktan başka çareniz kalmaz. Hepimiz illa ki formatlamışızdır kullandığımız windowsu çünkü bir süre sonra virüs, trojan, spy vs. bir sürü şey bulaştığında windows yavaşlar. Ubuntuda ise böyle bir sorun yok yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü. Yani Ubuntu kurduğunuzda format gibi bir derdiniz olmaz.

Hiç windows ile Hata Raporu gönderdiniz mi? Microsoftun sınırlı sayıda çalışanı olduğu için dünyada milyonlarca insanın taleplerine geri dönüşleri doğal olarak çok geç olabiliyor. Ama Ubuntuda bir problem olduğunda, açık kaynaklı olduğu için tüm geliştiriciler aynı anda müdahale edebilirler. Tek bir satır kodun bile on binlerce belki de yüz binlerce kişi tarafından incelendiğini, onarıldığını düşündüğümüzde Ubuntunun ne kadar güvenli olduğunu da anlamış oluruz.

Bir de Driverlar var. Sürücüler. Yeni bir windows kurduğunuz zaman(önceki sürümler için), ekran kartı, anakart, ses kartı vs. bir sürü sürücüyü kurmamız gerekmekte. Kurulumu gerçekleştirdikten sonra da tabi ki Windowsu restart etmemiz gerekmekte. Microsoft artık buna yavaş yavaş çözüm bulmaya başlamış olsa da, araştırdıktan sonra öğrendim ki Ubuntuda bu yıllardır böyleymiş. Hala daha Windows için driver gereken şeyler olabiliyor, (VINN denilen tak-çalıştır cihazlar gibi).

Ayrıca bilgisayarınıza bir şey yüklemek istediğiniz zaman internette aramanıza gerek yok. Ubuntu Software Center ile istediğiniz şeye rahatça ulaşıp anında bilgisayarınıza kurabiliyorsunuz. Windowstaki gibi internette saatlerce arayıp crackleme derdi yok.

Windowstaki Windows Update, sadece işletim sisteminin güncellemeleriyle ilgilenir. Kullandığınız herhangi bi programın updatei geldiği zaman da(microsofta ait olmayan), özel olarak o programı update etmeniz gerekmektedir. Ubuntuda ise Update Manager, gerekli tüm güncellemeleri tek tık ile yapmakta. Hatta, Ubuntunun son sürümüne de tek bir tık ile geçtim dakikalar önce.

Ram kullanımı da bir çok kullanıcı için önemlidir. Kullandığım Windows 7 (64 bit), bilgisayar açıldığında sistem hazır halde beklerken yaklaşık 1.1 GB ram kullanmakta. Ubuntu ise yine yaklaşık olarak 300-400 MB arasında ram kullanmakta.

Yine genel olarak bilgisayarlarımız windowsun herhangi bir sürümü kurulu olarak gelir. Biz aslında farkında olmadan işletim sistemine para vermiş oluruz. Ubuntu ve linux kaynaklı işletim sistemleri ücretsizdir. Hatta daha yeni çıkan Ubuntu 12.04 LTS burada. Windowstan vazgeçemem diyenler için Wubi.exe şiddetle tavsiye edilir 🙂

Hiç mi dezavantajı yok Ubuntu’nun?

Var elbette. Ama size bağlı. Eğer oyunlarınızdan vazgeçemiyorsanız, ya da sadece windows üzerinde çalışan uygulamaları kullanmaya mecbursanız (adobe photoshop, autocad benzeri), windows ile kalabilirsiniz, ama bu sizin bilgisayarınıza ayrıca Ubuntu kurmanıza engel değil. Ayrıca yıllar ilerledikçe sadece windows üzerinde çalışan her uygulamanın Ubuntu için alternatifleri çıkmakta. Bir kaç örnek için buraya bakabilirsiniz.

Yaklaşık 5 aydır bilgisayarımda iki işletim sistemi var, Windows 7 ve Ubuntu. Mecbur kalmadıkça windowsa geçmiyorum, aslında pek mecbur da kalmıyorum. Tabi ki kullanımla alakalı büyük ölçüde. %70 Ubuntu, %30 Windows diyebilirim kullanım oranlarım için şu anda.

Windows daha çok son kullanıcıya yönelik olduğu için insanları cezbediyor. Live Messenger ve Gtalk yerine Empathy kullandığım zamanlar, ilk başta tuhaf gelmeye başlamıştı ama artık diğerleri garip gelmeye başladı. Gwibber gibi bir uygulama da mevcut. Şöyle ki, facebook ve twitter benzeri sosyal ağlarınızı bağlayıp tek bir akış yaratabiliyorsunuz. Bildirimleri de isteğinize bağlı olarak masaüstünüzde görebiliyorsunuz. Korkmayın Ubuntu’dan 🙂