google, facebook, amazon, apple ve yahoo hangi verileri saklıyor?

Geçen günlerde denk geldiğim bir infografiği paylaşmak istiyorum. 5 büyük şirket; Google, Facebook, Amazon, Apple ve Yahoo hangi verileri saklıyor, kişisel bilgileri nasıl kullanıyor.

 

(Resmin büyük halini görmek, yakınlaştırmak için üzerine tıklayınız)

Kişisel bilgileriniz nasıl kullanılıyor

Kişisel bilgileriniz nasıl kullanılıyor

Amazon S3 – Klasor Mantigi

Amazon S3 (Simple Storage Service) üzerindeki klasör mantığı şu şekildedir :

S3, üzerine UTF8 formatlarını destekleyen her türlü dosya ismi verebiliyorsunuz. Bu dosya isimlerine “/” (slaş) karakteri de dahil. Bİr çok kolaylaştırıcı S3 arayüzünde(aws management console da dahil) ise içinde slaş geçen dosya isimlerinde slaştan önceki kısım bir klasör şeklinde gösteriliyor.

Örnek vermek gerekirse

1- ben amazons3 üzerine API bir dosya gönderdim. Dosyanın adı da my/test.txt olsun.
Bu durumda, Amazon üzerinde aslında bir my klasörü ve içinde de bir test.txt dosyası varmış gibi görebilirsiniz Aws management console üzerinden. Ancak
amazonun kendi apisinde yazdığı listObjects metodu ile içerideki dosyaları listelediğimizde, 1 klasör ve bir dosya şeklinde değil sadece bir dosya gözükecektir.

2- Aws Management console üzerinden bir klasör oluşturup içine de bir dosya koyduğumuzda ise, dönen sonuç 2 tanedir.

bir tane my/ adlı dosya,
bir tane de my/test.txt adlı dosya.

İlk örnekte my/test.txt yi sildiğimde my/ diye bir klasör görünümlü dosya da görmezsiniz,
İkincide ise my/test.txt yi sildiğinizde my/ diye bir klasör görünümlü dosya hala vardır, ve onu ayrıca silmeniz gerekmektedir.

Sonuç : Amazon üzerinde klasör diye bir şey yoktur. Sadece arayüzde anlamayı kolaylaştırmak için içinde / geçen karakterlere göre gruplama yapılmaktadır. O yüzden klasik hard disk üzerinde yapabileceğiniz işlemleri, directory exist kontrollerinizi yapmadan buraya rahatça uygulayabilirsiniz. Çünkü oluşturduğunuz her şey bir dosyadır. Klasör sadece gruplama amaçlıdır, ve web arayüzlerinde görmenizi kolaylaştırır.

Amazon S3 – static website hosting – The specified bucket is not valid hatasi

Amazon s3 üzerinde bir bucket (demet) yaratıp, bunu static website hosting ile dışarı yayına vermek istiyorsanız,

Bucketi seçip sağ taraftan properties kısmından, static website hosting kısmında ayarlarınızı kayıt etmeniz gerekiyor.

 
Ancak The specified bucket is not valid. hatası alıyorsanız, burada bucket isminizde geçersiz karakterler olabilir. Örneğin bemim bucket ismimde test_test gibi bir alt çizgi (underscore) vardı.
Amazon s3 bu siteyi yayınlayabilmek için bana bir dns kaydı oluşturacağından ve dns kaydında alt çizgi bulunamayacağından ötürü “The specified bucket is not valid.” hatası veriyordu.

Bucket ismimi değiştirdim, ve artık save işlemini yapabildim.

Ek olarak

Bunun dışarıdan erişime açık olabilmesi için Permissions kısmından edit bucket policy kısmına aşağıdaki tanımı yapmanız gerekiyor. Daha sonra static-website hosting kısmındaki URL yi açtığınızda sayfanızın açıldığını göreceksiniz.

{
  "Version":"2008-10-17",
  "Statement":[{
	"Sid":"PublicReadGetObject",
        "Effect":"Allow",
	  "Principal": {
            "AWS": "*"
         },
      "Action":["s3:GetObject"],
      "Resource":["arn:aws:s3:::bucekt-adi/*"
      ]
    }
  ]
}

SaaS (Software As A Service) nedir

SaaS (Software As A Service) Nedir?

Bir hizmet sağlayıcı tarafından merkezi olarak sunucu üzerinde barındırılan bir yazılım uygulamasının; birden fazla kişi/kurumun kullanımına sunulması işe dağıtımını sağlayan modeldir. Tamamen SaaS, Servis sağlayıcılar tarafından sunulmaktadır. Bu şu demektir: müşteri olarak işletme ve operasyonel maliyetlerden kurtulmak ve sadece ihtiyacınız kadar olanı için düşük maliyetli ama kaliteli hizmet almak. Hazır paket bir programa yapılan yatırımın toplam sahip olma maliyetini analiz edersek şu gerçeği açıklıkla görürüz; eğer bu şemsiyenin altında sabit ve esneklik açısından zayıf bir programla yola çıkmışsanız yakın gelecekte sıklıkla olası ihtiyaçların değişmesinden ötürü farklı bir paket programa yapılacak geçiş maliyetlerinin yüksek olması gibi gerçeklerle karşılaşılacağından ötürü bu yatırım modelinin çöpe gideceğini söylemek mümkündür. Rekabetin ve iş kurallarının ivmelendiği yeni ekonomik düzende çevikliğin kurumlar için vazgeçilmez bir hayatta kalma stratejisi olduğunu düşünebiliriz. SaaS modeli, şirketlerin ticari olarak lisanslama yolu ile kendi iç bünyelerinde barındırdıkları ve işlettikleri yazılımların yüksek ön maliyetli ve kompleks yapılarına alternatif olarak düşük maliyetli bir şekilde aynı avantajlara ulaşmayı sağlar. Herhangi bir web sayfasına nasıl ulaşıyorsanız bu yazılıma da web üzerinden bir istemci olarak yine aynı şekilde ulaşmamız mümkündür. Sahip olmanız gereken tek şey ise yalnızca o servisi almanızı sağlayacak bir hesap. İşte bu aşamada SaaS yazılımlarının ücretlendirilmesinin de farklı olduğunu söylemek gerekiyor. Bu teknoloji sayesinde geleneksel lisans satın alma durumu yerini kullanıcı hesaplarına bırakıyor. İşin daha cazip yanıysa şu: ücretlendirme de kullanım miktarınıza bağlı olarak yapılabiliyor. Yani uygulamaları ne kadar kullanıyorsanız, o kadar ücret ödeyebiliyorsunuz.

SaaS modelinin temel özelliklerini sıralarsak;

  • Ticari olarak sunulan yazılım uygulamasının ağ tabanlı erişim ve yönetim.
  • Her müşterinin kendi lokasyonu yerine merkezi olarak yönetilen aktiviteler ile müşterilerin aktivitelere uzaktan web üzerinden her an bağlanabilme imkanı.
  • Uygulamanın one to one ilişki yerine one to many vasıtası ile (tek seferlik, çoklu kullanıcı mimarisi) sunulması ile gelen fiyatlama, ortaklık, yönetimsel avantajlar.
  • Merkezi güncelleme, merkezi güvenlik uygulamaları ile gelen kolaylık.

SaaS Teknolojileri ve Kurumlara sağladığı avantajlar;

  • Sunucu maliyetleri azaltılır.
  • Teknik bakım ve uygulama geliştirme maliyetleri azaltılır.
  • Güncelleme işlemleri ve maliyetleri sıfırlanır.
  • Lisans maliyetleri sıfırlanır.
  • Kullandığınız süre ve kullanan kullanıcı sayısı kadar ödeme.
  • Hizmeti dünyanın her yerinde alma imkânı.
  • Güvenlik maliyetleri sıfırlanır.

SaaS ve son kullanıcıya sağladığı avantajlar;

  • İnternet bağlantısının olduğu her yerden ve her zaman uygulamanıza ulaşma imkânı.
  • Kullanıcılar arasında dosya ve bilgi paylaşımı imkânı.
  • Matbu evrak maliyetlerinin ve kargaşasının sıfırlanması.
  • Tüm yazışmaların ve bilgilerin online ortamda barındırılması ve yedeklenmesi.
  • Online dokümantasyon arşivleme imkanının olması.

Hizmetin son müşteriye sunulması ve maliyeti;

  • Hizmet internet aracılığı ile sunuluyor.
  • Hizmet son müşteriye sıradan web tarayıcıları ile sunulmakta.
  • Hizmetin bedeli aylık veya yıllık kullanıcı sayısı ve alınan hizmetler bazında hesaplanır.
  • Kullanıcı sayısı azaldığında, maliyet azalır.

Bu yazı bir arkadaşımın sitesinden alıntıdır.

bulut (cloud) demek sanal sunucu demek degildir

Dünyada yakın geçmişte çığ gibi büyüyen bir yapıdır bulut bilişim (cloud computing). Bulut nedir, ne işe yarar bundan bahsetmeyeceğim. Bahsetmek istediğim Türkiye’de bu kavramın sıkça yanlış ifade edilmesi ve artık anlamını yitiriyor olmasıdır.

Bulut yapıda bir sistemde olması gereken, büyük sistemin içindeki küçük parçaların birbirinden bağımsız yapıda çalışabilir olmasıdır. Bir web bulutunda, siz yeni bir uygulama (aplication) serveri eklediğinizde sisteme, onu ayarlamakla, onu sisteme monte etmekle uğraşmamalısınız. İçine yazılımlarınızı yüklemeyle, ayarlamayla vakit harcamamalsınız. Başka bir örnekle; bir mail serveri eklediğinizde sisteme, onun bulut sistem tarafından otomatik olarak kullanabilir hale gelmesidir asıl amaç.

Türkiyede ise sanal sunucu oluşturmayı bilen , ve kendine sanal sunuucu kurmayı bilen herkesin ağzında bir bulut terimidir uçup gidiyor! Vmware, Virtualbox, vb.. gibi sanal sunucu oluşturabilen programlar ile, insanlar sanki birer bulut inşa etmiş gibi telafuzlar ediyor. “Biz bulut bilişime geçtik..” Bulutun B sini bile oluşturmaz bu, çünkü bulut dediğiniz, sanal bir sunucu oluşturma sihirbazından ibaret değildir. Bu sisteme 2 TB bir harddisk taktığınızda bütün bulutun storage kapasitesinin 2 TB artmasıdır bulut bilişim. Veya X no’lu uygulama serverinizde bulunan bir hesabı küçük bir işlemle Y no’lu uygulama serverinden sunabilmenizdir.

Bulut bilişimi inşa etmek kolay bir işlem değildir. Fakat keskin avantajları vardır. Sistemleri birbirinden ayırma, her sunucunun sadece belirli bir işe odaklanmasını sağlamayı sağlar. Ki bu da, her işe has durumların , kendine has optimizasyon sonuçlarını beraberinde getirir. Örneğin bulut olmayan yani sadece tek bir web server’i düşünün. İçinde mysql ve php var. Bu ikisi birlikte çalışırken hem read hem de write oranı yüksek bir IO grafiği elde edersiniz. Fakat bunları ayrıdığınızda, yani mysql ve php ayrı serverlar olduğunda, php nin çalıştığı kısmı read gücünü optimize ederek artırabilir, mysql tarafında da write konusunda geliştirme yaparak üstel bir şekilde performans artışı gösteren bir optimizasyon yapabilir hale gelirsiniz. Bu da gerçek buluta giden yolda elde edeceğiniz yegane karlardan biridir.

Herkesin ağzında bir bulut bulut, kelime eriyip gitmesin diye bu yazıyı yazma gereksinimi hissettim. Bulut demek, sanal bir sunucudan ibaret değildir!